Coğrafya Bilim

"Türkiye'nin En Büyük Akademik Coğrafya Sitesi"

Archive for the ‘Doğa’ Category

Arıların ölümleri- Parazitler, Zehirler ve İnsanlar

Posted by HEZARFEN AKADEMİ Ağustos 16, 2015


Toplumumuz yüksek ölçüde karışık ve kırılgan, temeller üzerine kuruldu. Bunlardan biri de bal arıları. Tükettiğimiz her 3 öğünden biri arılar sayesinde mümkün. Bu arılar o kadar önemli ki eğer ölürse, binlerce ekin de beraberinde ölür. Bu da ilerleyen yıllarda milyonlarca insanın açlık çekmesiyle sonuçlanır. Hepsinden önce bal arılarının büyük bir ekonomik önemi vardır. Her yıl polenlenen bitkilerinin maliyeti 265 milyar dolar dolaylarında. Tükettiğimiz yiyecekler onlarsız yok olurlar veya üretimde devasal bir düşüş yaşanır. Elma, soğan, kabak gibi yiyeceklerin yanı sıra besicilikten kullanılan bitkiler ve bunlar süt ve et gibi yiyecekler için çok önemliler. Einstein’in şu lafı sıkça alıntılanır; ” Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlar ölür.” Aslında muhtemelen bunu söylemdi, ancak söylemde gerçeklik payı var.arı3
Rahatsız edici ancak, arılar ortadan kaybolmaya başladılar. Milyonlarca kovan geçtiğimiz yıllarda işlevsiz hale geldi. Dünya çapındaki arıcılar yıllık %30-%90 kayıp yaşadıkları belirtti. Ülkemizde bu konuda nasibini alanlar arasında. Bu azalma sadece Amerika’da düzenli olarak azalma gösteriyor. 1998 yılında 5 milyon arı kovan sayısı bugün 2,5 milyon’a düştü.
2006’dan bu yana ‘Colony Collapse Disorder’ denilen olay bir çok ülkeyi etkiledi. Sebebinin ne olduğu hala tam olarak bilemiyoruz. Tek bildiğimiz şey çok ciddi olduğu.
Onlarca yıldır bazı tehlikeli düşmanların istilasını gördük. Korku filmlerinden çıkmış gibi duran parazitler, Acarapis woosdi gibi mikroskopik maytlar arıların trakelerini (nefes borusu) ele geçiriyor. Yumurtalarını yayıp kurbanın sıvısı ile besleniyorlar. Onları zayıflatıp, tüm hayatlarını arılarda sürdürüyorlar. Veya bir başka örnek; ‘Varroa Desctructor’ ismi gibi sadece arı kovanlarında çoğalıp arıların en büyük düşmanı haline geliyor. Dişi mayt, arıların kan hücresine girip yumurtalarını larvalara yayıyorlar. Pupa döneminden önce ve kovan arıları hücrenin üstünü kapamadan önce. Yumurtalar kırılıyor ve genç maytlar ve anneler, gelişen arıdan kapalı hücresi içerisinde güvenli besleniyorlar. Arı bu dönemde öldürülmüyor, sadece güçten düşüyor. Böylece arı hala hücresinden çıkabilecek güce sahip ve kendisini dışarı çıkartıyor. Dışarı çıktığında anne mayt ve yavruları da çıkıyor. Artık tüm kovana yayılabilirler. 10 günde bir bu döngü sağlıyorlar. Sadece bir kaç ayda sayıları fazlalaşıyor, bu da tüm kovanın çökmesine yol açabiliyor. Bir kere hücrenin dışında çıktıklarında arıların vücut sıvılarını da emebiliyorlar ve önemli ölçüde zayıflatıyorlar. Daha da kötüsü virüs taşıyarak arılara daha da zarar veriyorlar.Bu da kusurlu arılara yol açıyor. İşe yaramayan kanatlar gibi.arı resim
Başka tehlikelerde var, virüs ve mantar gibi. Normal şartlar altında bu durum kontrol edilebilir olmalı ancak korkunç miktardaki arı kaybını açıklamaya yetmiyor. Geçtiğimiz senelerde arıları öldüren yeni böcek ilaçları tanıtıldı. Neonicotinoid’ler ailesine benziyor. 1990’larda DDT’ye bir alternatif olarak onaylandı. Haşerelerin sinir sistemine saldırıyorlar. Buğün en çok tercih edilen böcek ilacı olarak kullanılıyor. 2008 yılında dünya çapında 1.5 milyar euro satışı gördüler. Dünyadaki böcek ilacı satışının %24’ünü oluşturuyor. Amerika’da 2013’de neonicotinoid’ler kanola ve mısır için kullanıldı.Ayrıca bitki ve meyvelerin büyük çoğunluğunda; elma, kiraz, şeftali, portakal, dutgiller, yeşil yapraklılar, domates ve patates, mısır gevreği içerikleri, pirinç, fındık, üzüm ve dahasında kullanıldı.
Arılar, polenleme sırasında zehirli su aracılığıyla zehirle temas ediyorlar. Sıkça da bu zehiri kovana getiriyorlar. Burada biriken zehir yavaşça tüm koloniyi öldürüyor. Toksinler, arılara bir çok yönden korkunç şekilde zarar veriyor. Yeterli doz ile kasılma, felç ve ölüme yol açabiliyorlar. Ancak az miktarı bile ölümcül olmaya yeter. Arılara yol bulmayı unutturuyorlar. Böylece arılar uzaklaşıp kaybolarak kovadan uzakta ölebiliyorlar. Bu durumun sıkça tekrarlanması kovanın kendini idame ettirmesine engel olur.
Neonocotinoid’lerin arılara zararlı olduğunu biliyoruz, acil olarak bir alternatifine de ihtiyacımız var. Fakat bunu geciktirecek milyarlarca dolar söz konusu. Kimya endüstrisinin finanse ettiği araştımalar ise bağımsız bilim adamlarının dediklerinin aksine o kadar zehirli olmadığını söylüyor.
Arıların ölümüne katkıda bulunan başka sebepler de var. Genetik çeşitsizlik, tek tip ürün üretmek, hızlı hasat yüzünden düşük besin düzeyi, zararlı insan aktiviteleri ve diğer zararlı böcek ilaçları. Her bir problem kendi başına arılar için büyük bir problem olsa da, bir arada muhtemelen ‘colony collapse disorder’in (koloni çöküşü düzensizliğinin) sebebi oluyor. Son onlarca yıl içerisinde parazitlerin bu oyunu yüzünden bal arıları ölüm kalım savaşı veriyorlar. Eğer bu savaşı kaybederlerse bir kaos olacak. Eğer bolluk içinde yaşamaya devam etmek istiyorsak bu çözmemiz gereken bir problem.
İnsanlık dünya ve diğer yaşam formlarıyla derin bir bağlantıya sahip, öyle değilmiş gibi davransak da durum bu. Doğanın güzelliğini korumak için değilse bile hayatta kalmak için çevremizi korumak zorundayız.

Kaynaklar;

  • kurzgesagt.org
  • nova.org.au/
Reklamlar

Posted in Doğa, Ekoloji, Hayvanlar | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »